Nöral Terapi Migreni Yendi
Nöral terapi sinir sistemini sarsıyor, tekrar çalışmasını sağlıyor. Nöral terapi migreni yendi!
Teknoloji ve doğanın gücü migrene karşı savaşta galip geldi. 1920′li yıllarda bulunan, 60′lı yıllarda klinik deneylerle ispat edilen ‘Nöral Terapi’ Türkiye’de de uygulanıyor. Yöntemde, omurilikteki sinirler lazerle uyarılıp, acı badem ve ısırgan otu bileşiminden oluşan iğne enjekte ediliyor. Nöral terapi boyun, sırt, bel, sinüzit ağrılarında da etkili oluyor.
Yer Ağva. Saat gece yarısını geçmiş. Gazeteci Yazgülü Aldoğan’la bir yandan sohbet ediyor, bir yandan şaraplarımızı yudumluyoruz. Yıllarca migren hastalığı çektiğini, geçen ay mucizevi bir şekilde kurtulduğunu anlatıyor sohbetin bir yerinde. 30 yıldır çektiği migrene bir türlü çözüm bulamadığını, hastalığın elini kolunu bağladığını, yıllarca acı çektirdiğini, ama yaklaşık bir ay önce hayatından tamamen çıkıp gittiğini anlatıyor sakince. “Nasıl!” diye soruyorum, “Nöral terapi sayesinde” yanıtını veriyor.
Ağva dönüşü, yıllardır migren ağrısı çeken gazeteci arkadaşım Nilüfer Kas’la birlikte Aldoğan’ın gittiği doktorun, yani Dr. Emel Gökmen’in kapısını çalıyoruz. Dr. Emel Gökmen, nöral terapinin ayrıntılarını anlatmadan önce Nilüfer’in her daim tetikte bekleyen baş ağrıları için küçük bir uygulama yapıyor; Paravertebral bölge denilen omurganın iki yanındaki sinir çıkışlarını lazerle uyarıp, Prokain denilen ve nöral terapinin ana uygulaması olan iğneyi aynı bölgelere enjekte ediyor. Ardından muayene masasına yatırıp manyetik alan terapisi uyguluyor. 30 dakikayı geçmeyen seans sonrası Nilüfer masadan kalktığında, ağrılarının hafiflediğini, gerginliğin üzerinden gittiğini söylüyor gülerek.
Keşfedenler Huneke Kardeşler
Tam olarak tarif edilemeyen, ama Dr. Emel Gökmen’in dediği gibi ‘en belirgin özelliği baş ağrısı’ olan migrene karşı bir ışık olarak gösteriliyor nöral terapi. Avrupalılar bu çözümü 1920′li yıllardan bu yana biliyor, 1960′larda migrene karşı kabul edilebilir bir çözüm olduğunu klinik deneylerle ispatlıyor ve birbiri ardına nöral terapi klinikleri kuruluyor. Bilinen en büyük nöral terapi klinikleri bugün Almanya ve İsviçre’de faaliyet gösteriyor. Bu tedavinin ağırlıklı olarak Almanya’da gelişmiş ve ispat edilmiş olmasının nedeni, nöral terapiyi keşfedenlerin Alman Huneke Kardeşler olması. Bu keşfi nasıl yaptıklarını anlatmadan önce nöral terapinin ne olduğuna bakmak gerek.
Bu noktada sözü Dr. Emel Gökmen’e bırakıyoruz: “Vücudun çeşitli bölgelerine lokal anestezi ile uygulanan bir tedavi, nöral terapi. Tedavinin yapıldığı bölge otonom sinir sistemi. Uyurken, uyanıkken farkında olmadan çalışan, kalbimizin, midemizin istem dışı tüm hareketlerini kontrol eden sinir sisteminin adı ‘Otonom Sistemi’dir. Vücudumuzu yöneten, kontrol eden, çalışmasını sağlayan da odur. Elimizin, kolumuzun hareketlerini kontrol edebiliriz, fakat otonom sinir sistemini kontrol edemeyiz. Bütün hücreler bir sinir sisteminin kontrolü altındadır ve birbirleriyle bağlantılıdır. Ve de bir insanın otonom sinir sisteminin uzunluğu dünyayı 12 kez dolaşacak uzunluktadır. Vücudumuzun herhangi bir bölgesinde meydana gelen bir hasardan, bu sistem sayesinde tüm vücudun haberi olur.”
Doktor, vücutta meydana gelen değişiklikleri sinir sisteminin bozulmasından anlıyor. Son noktada dokuda ya da organda meydana gelen hasar mikroskobik ortamda da görünür hale geliyor.
Migren gibi mikroskobik ortamda tespit edilemeyen hastalıkların tek teşhisi, sinir sisteminin kontrol edilmesinden geçiyor. Yöntem, cerrahi bir metot ya da ilaçlı tedavi yöntemi değil bu yüzden. Sistemi uyarıyor, sistem kendi kendine başka bir müdahaleye ihtiyaç duymadan çalışmaya başlıyor ve kendi kendini düzenliyor. Şöyle ki; omurilik civarındaki sinirler ilk önce iki adet lazer cihazıyla uyarılıyor. Sonra o bölgelere ısırgan otu ve acı bademden oluşan Procain maddesi zerk ediliyor. Zerk edilen yer damar ama uyarılan bölge sinirler. Omurilik civarındaki sinirler aldıkları uyarıyı tüm vücuda iletiyor ve otonom sistem kendini tamir etmek üzere çalışmaya başlıyor. Ardından hasta, muayene masasına yatırılıp manyetik alan tedavisine sokuluyor.
Manyetik alan tedavisine ihtiyaç duyulmasının nedenini Dr.Gökmen şu şekilde açıklıyor: ‘Dünyanın, magma tabakasından kaynaklı bir manyetik alanı var. İnsanın toprağa basması gerekiyor, ama yaşadığımız çağda bu pek mümkün değil. Toprağa basamadığımız için insanın manyetik alanı bozuluyor ve bu da pek çok arızaya sebep olabiliyor. Bizim yaptığımız, manyetik alan tedavisi, sadece hastalar için değil, tüm insanlar için gerekli aslında.’
‘Peki migren nedir, nasıl açıklanabilir?’ diye soruyoruz: ‘Migren her yaşta görülebilir. Yaşadığımız hayat, stres, üzüntü, anlık travmalar, ruhsal yaralanmalar üst üste geldiğinde aynı havayı soluyan iki kişiden biri migrene yakalanabilir. Yaşadığımız stres ne kadar yoğunsa, ne kadar çok kafamızı meşgul ediyorsa, ne kadar uyutmuyorsa, migrene yakalanma olasılığınız da o kadar artıyor. Problem, sinir sisteminin dışarıdan maruz kaldığı etkiler kaynaklı. Aslında sadece migren değil, pek çok hastalığın nedeni bu. Sinir sistemi çoğunlukla gelen yoğun baskıyı elemine ediyor ama başa çıkamadıkları, yok edemedikleri de oluyor. Sorun da bu noktada başlıyor. Nöral terapi, sinir sistemini sarsıyor, kendine getiriyor, tekrar çalışmasını sağlıyor yani.’
Isırgan Otu ve Acı badem
Bu güzel haberi verdikten sonra Huneke Kardeşler’in sinirleri uyaran ‘Prokain’, yani ısırgan otu ve acı badem karışımını nasıl bulduğunun hikayesi şöyle: Huneke Kardeşler, 1920′li yıllarda yoğun olarak sinir sistemiyle ilgili çalışıyorlardı. Sinir sistemini düzenleyici olarak bir damardan bir de kalçadan verilen uyarıcılar bulmuşlar. Bu uyarıcıların formülü, ısırgan ve acı bademmiş. Migren yüzünden sürekli kriz geçiren kız kardeşlerine kalçadan yapılması gereken formülü yanlışlıkla damardan zerk ediyorlar. Kız kardeşleri mutlu mutlu dolaşmaya başlıyor. Yaptıkları yanlışlığın ne kadar hayırlı olduğunu anlıyorlar o noktada. Çünkü omurilik civarında damara zerk edilen formül, sinir sistemini kendine getiriyor. Lazer, manyetik alan ve akupunktur yöntemleri nöral terapide tamamlayıcı etki olarak uygulanıyor şimdilerde.
Nöral terapinin uygulanabildiği hastalıklar:
- Migren
- Boyun, sırt ve bel ağrıları
- Zona ağrıları
- Organların fonksiyon bozuklukları
- Sinüzit
- Alerji
- Anti-aging
- Eklem rahatsızlıkları
- Sportif yaralanmalar
Migren ağrılarını başlatan nedenler:
- Diyet
- Az ya da çok uyku
- Depresyon
- Stres
- Adet dönemleri
- Ailesel sorunlar
- Kafein
- Rüzgar ve soğuk
- Çikolata
- Gürültü
Migren atağı nasıl oluyor?
1. Uyarı Dönemi
Migrenin ilk dönemi genellikle birkaç saat sürer fakat birkaç gün de sürebilir. Yorgunluk, esneme, ruh hali değişiklikleri, bazı yiyecekler için açlık ve ışık-ses-kokulara karşı artmış duyarlılık gibi uyarıcı belirtilerdir. Yaklaşık olarak migreni olan her 10 kişiden 6′sı uyarı dönemini yaşar.
2. Aura
Auralar beynin içinden kaynaklanan, baş ağrısı atağından genellikle 20 dakika ile 1 saat öncesinde oluşan belirtilerdir. Migreni olan her 10 kişiden ortalama 2′si aura belirtilerini yaşar. Bunlar genellikle görme ile ilgili, çakan ışıklar, zig-zag çizgiler veya görmenin grileşmesi gibi problemlerdir. Aynı zamanda işitme veya konuşma problemleri, zihin bulanıklığı ve vücudun bazı bölümlerinde veya yüzde karıncalanma hissi olabilir. Aura, baş ağrısı başlamadan önce kaybolur.
3.Baş Ağrısı Dönemi
Migren atağının en kötü dönemidir. Genellikle başın bir tarafındadır. Ağrı her atakta başın bir tarafından diğer tarafına geçebilir veya başın her iki tarafında olabilir. Ağrı genellikle yürüme veya merdiven çıkma gibi fiziksel aktivitelerle şiddetlenir. Ancak migren ‘yalnızca bir baş ağrısı’ değildir. İnsanların çoğu aynı zamanda bulantı hisseder, bazısı da kusar. Migrendeki baş ağrısına eşlik eden ve sık görülen diğer belirtiler arasında ışığa, sese ve kokulara aşırı duyarlılık da yer alır. Migrenli insanların çoğu, atakları sırasında karanlık ve sessiz bir oda ararlar. Eğer hiç tedavi edilmezse, migren tipik olarak 4 saat ile 3 gün arasında sürer, ancak süre ortalama 1 gündür.
4.Ağrının Geçme Dönemi
Baş ağrısı durduktan ya da geçtikten sonra, migrenli insanlarda yeniden normal hissedene dek uzun süre başka belirtiler görülür. Migren atakları genellikle ayda 1 veya 2 kez olur, ancak daha sık olabilir. Atakların şiddeti değişiktir ve olacağı önceden kestirilemeyebilir. Sıklıkla, migreni olan kişi için iki atak birbirinin aynısı değildir.
TEMPO DERGİSİ, NİSAN 2005

1 Yorum. Yeni yorumunuzu buradan yazabilirsiniz...
Merhabalar emel hanım annemin şiddetli migreni var daha önce çok kez doktora gitti ve bu durum onun hayatını çok etkiliyor,doktoru aura migreni olduğunu söyledi migren ağrısı tuttuğunda hastaneye gitmeden çözüm bulamıyoruz.yukarıda anlattığınız nöral tedaviyi nasıl ve nerede uygulayabiliriz cevap verirseniz çok sevinirim
Tüm soru cevapları okuyabilmek için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.